|
ESKİ
ZAMAN
OLUR Kİ
ESKİLER
_1)
MAHALLE
MAÇLARI
Mahalle
maçlarinda
baska hiç
bir
resmi müsabakada
rastlayamayacagınız
kurallar
ve
terimler
vardir.
Iste bazıları:
ATAN
ALIR
SPOR:
Mahalle
maçları
genellikle
caddelerde
yahut
bahçelerde
yapildigi
için
topun kaçma
olasılıgı
olan çok
yer
vardir.
Top bir
yere kaçtıgında
topu kaçıran
takımın
karşısındaki
takım
hemen,
"Atan
alır
sipor."
der. Top
onların
sahasında
auta çıkmış
oldugu
halde
karşı
takım
topu
almak
zorunda
kalır.
Hemen
akabinde
aralarından
en
sempatik
olanı,
"Olm
atam öldü
topu
alamaz."
esprisini
patlatır.
Herkes
deli
gibi güler.
Topun alınmasıyla
oyun
yeniden
baslar.
ELiN
AVANTAJI
OLMAZ:
Takımlardan
biri
ataktadır.
Defans
oyuncusu
topu
elle
keser
fakat
pozisyon
devam
eder ve
gol
olur.
Golü
yiyen
takım
el var
diye mızırdar.Karşı
takım
''Avantaj
olm''
der.
Hemen
akabinde
kaleci
"Ulan
elin
avantajı
olmaz."
diye
haykırır.
Bir yere
varılamaz.
Kısır
döngüdür.
ADAMIN
GOL DİYO:
Gol atılır
fakat
yiyen
takım
saymaz.
Hep bir
ağızdan
"Direk
ulan."
diye anırmaktadırlar.
Fakat içlerinden
biri,
"Gol
abi."
der. Karşı
takımdan
bunu
duyan
biri
direk
atlar
ve,
"Ulan
adamın
gol
diyo."
diye
serzenişte
bulunur.
Gol
sayilir,
adam dövülür.
ABANMA
YOK:
Genelde
küçük
çocuklar
arasında
yaygındır.
Kaleciler
abanma
yok
derler.
Aralarından
yasça büyük
olanı
"Lan
karı mısınız."
dese de
abanma
olmaz.
GÖNÜL
ALMA: Büyüklerle
küçüklerin
ortak
oynadigi
maçta büyüklerden
biri
gaza
gelip küçük
bir çocuga
sert
girince
direk
penaltı
olur.
Nerede
olursa
olsun. Küçük
çocuk
sevilen
bi simadır
ve faulu
yapan
abidir.
Penaltı
kullanılır,
genelde
gol
olmaz,çünkü
kalede
bir ayı
vardır
ve
penaltıyı
atan küçük
çocuktur.
KALECI
DEGISTIN
2
PENALTI:
Herhangi
bir
penaltı
pozisyonunda
kaleye
hemen
forvetin
etkili
silahlarindan
biri geçmek
ister
çünkü
o her
mevkide
iyidir.
Buna
karsılık
karşı
takıma
teselli
olarak
ekstra
bir
penaltı
verilir.
1+1=2.
3 KERE
SEKTİRME:
Kaleci
degaj
kullanırken
eger yanında
bir
rakip
forvet
varsa
topu 3
kere
sektirir
ve
"Açilsana
ulan
üç
kere
sektirdim
işte."
der,
rakip açılır.
Ne
keyiflerdi
bunnar
beyaw;
Çift
penaltı
sisteminde
eger
birinci
penaltı
kaçarsa
ikinci
sans
vardır
ama gol
olursa
ikinci
sans
kullanılamaz.
Bunun
mantığını
hala
çözebilmis
değilim.
Bazen
top
insanın
pek münasip
olmayan
bi tarafına
gelir,
herkesin
reaksiyonu
aynıdır:
"İşe
işe!."
Uygun
araziye
çiş
edildikten
sonra maça
devam
edilir.
Mahalle
maçlarinda
her
zaman saçı
ince
telli ve
uzun
olan
kisiler
vardır.
Bunlar
geriden
topu alıp
bütün
güçleriyle
ileri koşarken
kafalarını
ileri doğru
atarlar.
Amaç
gol
atmak ya
da
rakibi
çalımlamak
değil,
saçların
rüzgarda
ahenkle
dans
etmesini
saglamaktir.
Bu kişiler
büyüyünce
Fenerbahçeli
İlker
gibi
olurlar.
- Avut
be oğlumm
avut
- Kasti
faul
yapma
lann
- Direk
abi
direk,
valla
gol diil
- Abi
siz çok
güçlü
oldunuz
ya, Behçet'i
bize
verin,
Necip hıyarını
siz alın
- Ahh
bacağım,
annem
anneeem
- Top
benim oğlum,
istediğimi
oynatırım
- Beşte
devre
onda
biter
- Santra
yapın
lan
santraaa
- Şahsi
oynama oğlum
pas ver
- Abanma
beee
- Yuhhh
o da kaçar
mı
- Hakeme
gözlüük
- Ortaı
göriyim
Top zırt
pırt
araba
altına
kaçar.
Böyle
durumlarda,
sahadaki
en çelimsiz
ve en
hop-zıp
kişi,
en iri
yarı kişi
tarafından
topu
almaya gönderilir.
Arabanın
altına
kaçan
toplar
tam
ortasında
durur
bazen,
kimse
yetişemez
oraya.
Bu sefer
taş
atma ve
sopayla
itekleme
faslı
başlar,
darbeden
sonra
top
yuvarlana
yuvarlana
çıkar
bir
taraftan;
artık
koşarak
maça
geri dönme
zamanıdır.
GOL DIIL
OLM BEL
ÜSTÜ
Minyatür
kale maçlarda
elle
tutulmasına
engel
olunmak
için
getirilmiş
bir çözümdür
ancak
bel üstü
gibi
kisiden
kisiye
degisen
ve ispatı
zor bir
kriter
getirdiği
için
nice
kavgaların
çıkmasına,
nice başların
yarılmasına
sebep
olmuştur.
İyi güzel
de bütün
bu
kavramlar
kitabı
olmadan
televizyon
olmadan
nasıl
herkes
tarafından
bilinebiliyo?
ben
diyorum
ki gizli
bi örgüt
var, her
mahalleye
bi adam
gönderiyo
bilmemkimin
amca oğlu
olarak
(bilmemkim
de örgütten).
Sonra
mesela
hem gol
hem
penaltı
olunca ağızlara
kolayca
yerleşecek
"giren
gole
penaltı
olmaz"
cümlesini
söylüyo,
pozisyon
geçiyo,
çocuk
evine dönüyo
ama
ifade
baki.
Oynayacak
kişi
sayısının
tek
olması
ve
kimsenin
oyundan
çıkarılarak
kalbinin
kırılmak
istenmemesi
durumu sözkonusu
olur sıkça.
Bu
durumda
futbol
kariyeri
en
berbat
durumda
olan
fasulyeden
tabiri
ile
adlandırılarak
birinci
devre bi
takımdan
ikinci
devre bi
takımdan
oynatılarak
ufacık
yüreklere
ve
beyinlere
adaleti
yerine
getirmiş
olma
duygusu
zerk
edilir.
Akşam
herkes
eve
gidip
yattığında
da hep o
günkü
maçı,
varsa
attıgı
golleri,
kaçırdıklarını,
sonraki
maçlarda
yapmayi
planladığı
hareketleri
hayallenerek
uykuya
dalar.
Bu
planlanan
ama
becerilemeyen
hareketlere
girmiyorum.
Ben
mahalle
maıçı
kurallarının
nasıl
bilindigi
sorusuna
ise kalıtsal
diyorum.
Bazen küçükler
kendi
aralarında
oynarken
eli
torbalı
bi İŞ
DÖNÜŞÜ
ADAMI maça
dalıp
topu küçüklerin
ayağından
alır ve
aptal
aptal şeyler
yapmaya
başlar.
Eğer
adam
yetenekliyse
bi iki
numara
yapıp
çocukların
aklını
alır.
En
sonunda
topa hızlıca
vurur.
Çocuklar
topu
yakalayamaz
ve top
uzağa
gider.
Eli
torbalı
iş dönüşü
adamı
yaptığı
ufak
atraksiyondan
mutlu
bir
halde
evinin
yolunu
tutarken
çocukların
"hay
.mına
koyiim,
top ta
ebesinin
.mına
gitti,
kim
alcek
lan
topu?"
dedikleri
duyulur.
ELDEN
GOL
OLMAZ:
Paşa paşa
oynuyoruzdur,
adamın
tekinin
eline çarpar
top, biz
dikeriz
topu,
hemen bi
mahalle
maçı
oyun
kuralları
uzmanı
pörtler
oradan
bi
yerden
ve der
ki,
"Elden
gol
olmaz"!
Ulan
niye
olmasın
hasta mısın
sen? El
kararı
verilmişse,
bunun
sonucu
frikiktir.
Herkes
de
kabullenmiştir
elden
gol
olmayacağını,
hatta
baraj
bile
kurulmazdı
bazen.
Ben de büyüyünce
öğrendim
elden
direk
kaleye
çekilip
gol atılabileceğini.
Ögrendim
de ne
oldu, o
caanım
frikikler
geri mi
geldi?
Kumsalda
oynanan
maçlar
genellikle
topun
denize
kaçması
ve maç
içinde
yorulan
kişinin
denize
atlayip
topa ulaşıp,
topla
beraber
yüzmeye
devam
etmesiyle
sona
erer.
"3
adım açılmak"
denen
olayı
atlamak
senelerini
betonda
top
oynayarak,
dizinde
o çok
derin
olmayan
ama sürekli
yanan
yaralarla
dekore
eden biçok
mahalle
topçusunu
üzecektir.
Top
frikik
noktasına
dikilir
ve rakip
barajın
üstüne
doğru
adeta
onnar
orda
diilmişçesine
yürünür.
Kocaman
üç adım
atılır
ve baraj
göğüsüyle
itmek
suretiyle
uzaklaştırılır.
Adımların
büıyüklüğünden
şikayet
edenler
iki kere
''o-ha''
der.
Penaltı
vuruşlarında
en biçkin
forvet
oyuncusu
sahne
alacağından
kalecinin
gözü
korkar.
Hemen içi
rahatlatilir:
"korkma
olm,
teknik
vurcam".
Mahalle
maçlaronda
rastlanan
pekçok
tatsoz
durumdan
sadece
biridir
kalecisizlik.
Herkes
kendisini
ispatlamak
ve
golleri
yağmur
edip
yagdırmak
istediğinden
kimse
kaleye
geçmeyecektir.
Adil düzen
ilk
''kalede
son'' bağıranı
kayırmaktadır.
Hemen
arkasından
gelen
"son
bir",
"son
iki"
gibi cığlıkların
sonunda
artık
sonkaç
olduğunun
bir önemi
kalmayan
ağır
kanlı
arkadaş
kaleye
geçer.
Kaleci
gerek
iki
golde
bir,
gerekse
dakka
aralığıyla
eldivenleri
bir
sonraki
arkadaşına
teslim
edebilir.
Nizam böyle
emreder.
Arkadaşın
dizi kanıyodur
ama farkında
deildir,birisi
ordan
''dallawa
dizin
kanırıyo''der
ve olan
olmuştur
dizi
kanayan
çocuk ağlamaya
başlamıştır.
|